Neydi bu 100 günlük Çelınç*?

*Challenge : Meydan okuma

Korona günlerinde hazır eve kapanmışken ve vücut direncini arttırmak en önemli konulardan biri olmuşken, bu yazıyı yazmanın tam zamanı diye düşünerek geçtim klavyenin başına. Buyurun öyleyse uzunca bir sağlıklı yaşam yazısı. Hazırsanız başlıyoruz.


Neye meydan okuyoruz öncelikle?


Geçen sene 02 Ocak itibari ile 100 gün sürecek bir meydan okuma başlattım ve bunu sosyal medya üzerinden paylaştım. Aslında sağlıklı yaşam kampına girmek gibi de sayılabilecek bir dizi kurallardı bunlar. Neydi diye hatırlarsak eğer:


“💯 Day Challenge”


Yüz gün boyunca – (rakamla 100, yazıyla yüz, yani çok!)


  • Sıfır şeker! (Tatlandırıcılar ve “daha sağlıklı” nitelendirilen stevia, agave şurubu, hindistan cevizi şekeri, dut kurusu, bal, pekmez, keçiboynuzu özü gibi şeker türevleri de yok – hatta yüksek şeker içeren kuru meyveler bile yok, o kadar 0 şeker!)

  • Sıfır glüten!

  • Sıfır süt ürünü!

  • Sıfır alkol!

  • Yüksek karbonhidrat içeren patates, mısır, pirinç ve türevleri de yok

  • Bol bol sebze, her türlü sebze, en makbulü çiğ sebze, sebze suyu (soğuk sıkım mümkünse)

  • Organik yumurta

  • Çiğ tohumlar ve yemişler, sağlıklı yağlar (avokado, hindistan cevizi yağı, çörekotu yağı gibi)

  • Günde 1 porsiyon meyve – tercihen şeker oranı düşük yeşil elma, greyfurt, kivi gibi meyveler

  • Az miktarda organik tavuk ve et

  • Bulabildiğim kadar mevsim balıkları

  • Bol su! (Günde 2-3 litre)

  • Günde 1 bilemedin 2 kahve

  • Bitki çayları

  • Düzenli aktivite (Haftada 5 kez- spor, yoga, yürüyüş, vb.)

  • Düzenli uyku

  • Meditasyon (her gün 20 dk.)

  • Bol bol kendini sevme ve şefkat


Görüldüğü üzere oldukça iddialı birtakım yasaklar ve yapılacaklar listesi bu. O sebeple adı meydan okuma zaten! Bendeniz tam bir mücadele, meydan okuma insanıyım, inadım inat, yeni yıl kararları almaya bayılırım, üstelik bunu sosyal medyada da paylaşırım, böylelikle mümkünü yok geri dönemem diyerek girdim böyle bir yola.


Niye meydan okuyoruz peki?


Bunu niye bir insan kendine yapar değil mi ama? Niyesi 3-4 yıl önceye dayanıyor aslında.


Hikaye şöyle:


Sürekli yorgun olduğum, sık sık hastalandığım (grip, nezle, üst solunum yolu enfeksiyonu, migren, deri döküntüleri, alerjiler ve türevleri!) , acilde gidip serum taktırmanın normal faaliyetlerimden sayıldığı ve “Yine mi hastasın?” sorusuna cevap vermekten bıkıp usandığım, yanımda ilaçlar ve ağrı kesicilerle dolaştığım, uykusuz geceler geçirdiğim, depresif ruh halimle iniş çıkışlar yaşadığım bir dönemdeydim yıllar evvel. Ve bundan fena halde sıkılmış, bunalmış durumdayım, çıkış noktası arıyor ve bulamıyorum. Böyle bir paragrafta yazınca durumun vahameti anlaşılmıyor olabilir tam anlamıyla ama durum kötüydü yani!


Çok sevdiğim bir arkadaşım bir gün beni arayıp dedi ki; “Derya, Candida diye bir şey duydun mu? Bak bendeki şikayetlerin hepsi sende de var. Ben bir tedaviye başladım, hayatım değişti, ne olur sen de araştır bu konuyu, gecikmeden tedaviye başla.” Böylece Candida Albicans ile tanışma şerefine nail oldum.


Bakınız sevgili Wiki nasıl anlatmış Candida’yı:


[C. albicans insan ağzı ve sindirim sistemi içinde yaşayan pek çok organizmadan biridir. C. albicans sindirim sistemindeki varlığıyla başka patojen bakterilerin çoğalmasını engeller. Vücudun bağışıklık sistemi ve diğer zararsız bakteriler normal şartlarda Candida'yı kontrol altında tutarlar. Ancak, diğer bakterilerin sayısı C. albicans'a oranla azalırsa (örneğin antibiyotik kullanımından dolayı), bağışıklık sistemi zayıflamışsa veya mayanın çoğalmasına sağlayan başka şartlar mevcutsa (yüksek şeker, yüksek pH) C. albicans zararsız olan tek hücreli biçiminden, çok hücreli, istilacı, küf gibi ipliksi biçimine dönüşür, vücudu istilaya başlar ve vücudun bağışıklık sisteminin tepkisini azaltan faktörler üretir.]




Böylelikle konuyu araştırmaya başladım, birçok yazı, makale ve fotoğrafta örneklerini göreceğiniz “Mutlu / Büyülü / Kutsal Bağırsak” kitapları okudum ve arkadaşımın tavsiyesi ile Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul’a giderek bir dizi testten geçtikten sonra tedavi sürecine başladım. Tedavi sürecinin tamamını detaylı olarak anlatmaya kalkarsam yazıyı bitiremem korkarım, o sebeple özetle beslenme, gıda takviyeleri ve doktorumun verdiği bazı ilaçlar ve nöral terapi birleşimi 6 aylık bir kür diyeyim. (Bu arada da yine doktorumun şiddetli! tavsiyesi ile sigarayı bıraktım. Ne kadar teşekkür etsem az kendisine. Al sana bir yazı konusu daha.)



Asıl konumuz olan beslenmeye gelecek olursak da hem doktorumun hem de okuduğum diğer tüm kitapların ortak önerilerini bir araya getirince bilin bakalım ortaya ne çıktı? 100 günlük meydan okuma kuralları!


Sonuç ne oldu derseniz, tedaviden sonra beslenme alışkanlıklarını elimden geldiğince devam ettirdim ve yıllardır neredeyse hastalanmadan ve ilaç kullanmadan yaşıyorum, uykularım, ruh halim, enerji durumum düzeldi. Yani tam anlamıyla hayatım değişti! Yaşam kalitem arttı.


Genelde insanların tepkisi hayattan keyif alamayacaksak, istediğimizi yiyemeyeceksek yaşamanın ne anlamı var şeklinde. Ama sürekli hasta, yorgun ve mutsuz olduğunuz bir hayatı yaşamaksa alternatifi, orada işler değişiyor. Siz henüz o noktada olmayabilirsiniz tabii, ama önerim o noktaya gelmeden önlemlerinizi almanız olacak bu durumda.


Peki, diyeceksiniz ki madem bunları zaten yapıyorsun, meydan okuma neden? Cevabı basit, bendeniz de bir insanım ve her zaman doğruları bilmek onları yapmak anlamına gelmeyebiliyor. Yani bu düzeni hep devam ettiremedim, önceleri sıkı sıkıya uyduğum kuralları sonradan %80 uygulamaya, sonradan da oranın iyice düşmesi ile tehlikeli sulara doğru ilerlemeye başladım. Ve başladığım yere dönmemek adına size verdiğim öneriyi kendim uygulamaya karar verdim ve tadaaaa, 100 günlük meydan okuma başladı.


Gelsin Meydan Okuma Günlükleri


Buraya kadar sabırla okuduysanız artık bu programda hedefin kilo vermek olmadığını anlamışsınızdır. Hedef vücudu arındırmak ve sağlığına kavuşturmak ama yanında kilo verme, incelme de bekleyeceğiz tabii.


Şimdi, sizi o dönem tuttuğum notlarla baş başa bırakıyorum. Giriş bölümünü atlattınız, gelişme kısmını da başarıyla atlatabilirseniz, sonuç bölümünde görüşürüz. Ben bu kadar uzun okuyamam, sıkılırım derseniz, doğrudan sonuç bölümüne de geçiş yapabilirsiniz tabii.

“💯 Day Challenge”’da ilk 10 günü geride bıraktım. Hedefi parçalara bölmek işi kolaylaştırıyor, o sebeple 10 günlük değerlendirmeler yapmaya karar verdim.


1/10 başarıyla tamamlandı. Peki, bakalım neler oldu bu 10 günde:


  • 1-2 kilo tartıda ama genel olarak ödem atma yanında bel bölgesinde incelme

  • 16/8 aralıklı oruç beslenmesi ile kan şekeri dengesi ve böylelikle daha az acıkma ve tatlı isteği

  • Her gün egzersiz ve meditasyon ve az kahve ile gelen uyku kalitesi ki paha biçilemez

  • İlk bir iki gün biraz baş ağrısı olmakla birlikte sonrasında gittikçe artan yüksek enerji

  • Şekeri kesmenin getirdiği sakinlik, huzur ve mutluluk artışı (denemeyen bunu bilemez ama inanın gerçek)

  • Kendim için bir şeyler yapmanın ve yapabilmenin gururu ve mutluluğu

  • Özetle ilk etap güzel başladı. Yol uzun, devamı da gelsin böyle.


2/10 başarıyla tamamlandı. Peki, bakalım neler oldu bu 10 günde:


  • İlk 10 güne göre daha zorlandım, yoksunluk hissi ve azıcık depresif ruh hali, sigarayı bıraktığım zamanki gibi hatta

  • Uyku kalitesi ve derinliği daha da arttı, sabah dinlenmiş uyanıyorum

  • Miktar olarak daha çok yedim ama liste dışına çıkmadım, meyve isteği arttı, 16 saat açlık yapamadım her seferinde. Haftada bir iki balık ve mantar sote ile protein alımını arttırdım, badem sütüne chia puding ile tatlı hevesini bastırdım, öyle böyle bir 10 gün daha bitti.

  • Tartıda sadece yarım kilo gitmesine rağmen fark edilir şekilde incelme ve yağlarda azalma devam

  • Spor, yoga ve koşu düzeni devam

  • Her gün 20 dk. meditasyon

  • Bunu söylemeye korkuyorum, ne zaman söylesem nazar değdiriyorum diye ama hastalanmadan kışın çoğunu devirdim, şu 20 gün herkes hastalıktan kırılırken hasta olacak gibi hissettiğimde sebze suyu, zencefil, limona sarıldım ve atlattım.


3/10 başarıyla tamamlandı:


  • 1 ayı devirdim, vaay beee

  • 2. 10 güne göre çok daha hızlı ve kolay geçti, alıştım galiba

  • Kilo vermedim hiç ama fit hissediyorum, duraklama olmasını bekliyordum

  • Spor yoğunluğumdan memnunum

  • Her gün 20 dk. meditasyon devam, kaç dakikası susuyor zihnim o ayrı tabii

  • Uyku kalitesi, enerji seviyesi şahane

  • İkinci 10 gün biraz ruh hali dalgalanmaları yaşamıştım ama bu 10 gün modum iyileşti gittikçe

  • İçkisiz 30 günü devirdim, rakı masasında ayık olmak o kadar da kötü değilmiş. Şöyle güzel bir kırmızı şarabı özlemedim desem yalan olur ama yapacak bir şey yok, keyfi erteliyorum.


4/10 başarıyla tamamlandı. Peki, bakalım neler oldu bu 10 günde:


  • Sanırım iyice alıştım çünkü nasıl geçti anlamadım bu 10 gün

  • 16/8 aralıklı orucu da oturttum baya

  • Spor, meditasyon şahane gidiyor

  • Yağ oranında düşüş

  • Ruh hali ve uyku kalitesi artış

  • Hastalanmadan kışın çoğunu devirdim

  • Vücudumun güçlendiğini ve iyileştiğini hissediyorum, bkz. Netflix Heal


5/10 başarıyla tamamlandı. Yarısı bitti!


  • Kilo aldım! Yani incelmiş gibiyim bir taraftan ama hain tartı öyle demiyor!

  • Koşu rekorumu kırdım

  • Meditasyon baya keyif vermeye başladı

  • Seyahat günleri zorlu oluyor

  • Yarıyı devirdin, hadi bakalım bırak mızırdanmayı, devam devam, sürece güven.


7/10 başarıyla tamamlandı. Kaldı 1 ay:


  • Tartılmayı bıraktım, 100 gün sonunda göreceğim sonucu

  • Seyahatlerden ve iş yoğunluğundan spor istediğim gibi olmuyor her zaman ama fena değil yine de

  • 70 gündür her gün 20 dk. meditasyon

  • İçimden bir his asıl meydan okuma 100 gün sonunda başlayacak diyor, göreceğiz bakalım.


“💯 day challenge” ‘da 10/10 başarıyla tamamlandı 👊🏻👊🏻👊🏻 Tam 100 gündür şeker yok, glüten yok, süt ve süt ürünleri yok ve alkol yok! Bir dakika, önce kendime alkış.



Listede istediğim gibi yapamadığım ne oldu? Sanırım kahve ve meyve miktarı dışında liste dışına hiç çıkmadım. Bir de hurma, incir falan yemedim ama kuru mandalina, kuru erik gibi kuru meyvelerden tükettim arada. Ama öyle unsuz rafine şekersiz pasta, kek (rafine şeker olmasa da bolca şeker içeriyorlar), glütensiz unla yapılmış ekmekler falan dahi yemedim.


Çok zorlandığım zamanlar oldu, özellikle sonlarda. Kendi kendime niye bunu yaptığımı sorguladığım zamanlar da. Ama kendim için koyduğum bir hedefi gerçekleştirebildiğim için kendimle gurur duyuyorum!


Ne demişler; iradesine hükmeden dünyaya hükmeder! Diğer taraftan asıl “challenge” şimdi başlıyor, özgürlükler içinde dengede kalabilmek çok daha zorlu. Evet bu bir kürdü ama temel olarak insanın kendini bu kadar yoksun bırakmasının sürdürülebilir olmadığını gördüm, hayattan aldığımız keyif bir şekilde yeme içme ile de bağlantılı. Dediğim gibi asıl hedef dengeli beslenmek olmalı. Spor, yoga ve meditasyon ise mümkünse ömür boyu devam.


O zaman gelsin son derece “hak edilmiş” kırmızı şarap eşliğinde değerlendirme:

100. gün sonrası kutlama fotosu :)


  • En son tartılmayı bıraktım, 100 gün sonunda göreceğim demiştim, kilo konusu beklediğim gibi olmadı, sadece ilk 30 günde verdiğim 2 kilo, ancak yağ oranım %23-24’lerden %19-20’lere indi. Bu biraz moral bozucu itiraf edeyim, hayaller ve gerçekler…

  • Uyku kalitesindeki artış muazzam, özellikle erken yemek ve gece atıştırmasını bırakmak çok etkili. Spor ve meditasyon da tabii.

  • Vücut direncini ve kendi kendini iyileştirme kapasitesini arttırmak aslında bu kürün temel sebebiydi ki görünen dışında görünmeyen de etkiler olduğuna eminim. Hastalanmamak veya hastalıkları çoğunlukla ayakta/ilaçsız atlatabilmek, ağrı kesicilerin hayatınızdan çıkması, enerji seviyesinin yükselmesi, sabahları dinç uyanabilmek, çokça seyahat ve yüksek tempolara dayanabilmek, sporda performans artışı, vb... bunlar görünen kısmı. Bunun dışında içeride başka neler oldu onu henüz bilemiyorum. Önümüzdeki hafta bazı tahliller yaptırarak biraz daha veri sahibi olacağım.

  • Spor, yoga ve meditasyon bence herkesin hayatında mutlaka olmalı, başlamak için asla geç değil ve dönüştürücü etkisi muazzam.

  • Doğa, orman ve ağaca bahar ve yazla bol bol deniz eklemek arzusundayım.

  • Kendini sevme ve şefkat tavan yaptı. Şaka bir yana baya bir iç yolculuk yaptım bu süreçte.


Öyleyse; o zaman dans diyerek sözlerime son verir, bir başka çelınçta görüşmek dileğiyle esenlikler dilerim.


Tebrikler, sonuç bölümüne geldiniz


Buraya kadar okuduysanız, bu konuya baya bir ilgi gösteriyorsunuz demektir. Belki siz de denersiniz kim bilir.


Yüz günde aldığım notlarda aslında sonuç kısmını da yazmışım. İzninizle tekrar edeceğim.


Ne demişler; iradesine hükmeden dünyaya hükmeder! Diğer taraftan asıl “challenge” şimdi başlıyor, özgürlükler içinde dengede kalabilmek çok daha zorlu. Evet bu bir kürdü ama temel olarak insanın kendini bu kadar yoksun bırakmasının sürdürülebilir olmadığını gördüm, hayattan aldığımız keyif bir şekilde yeme içme ile de bağlantılı. Dediğim gibi asıl hedef dengeli beslenmek olmalı. Spor, yoga ve meditasyon ise mümkünse ömür boyu devam.


Peki şimdi ne yapıyorum:


- Tatiller ve özel günler dışında (her günümüz özel geyiği yapmadan) bu listeye uymaya, en azından %80’e 20 prensibiyle beslenmemde sürdürülebilir bir denge yakalamaya çalışıyorum.

- Aralıklı oruç (Bu konuda çok yazı var, ben tekrar anlatmayacağım) 16/8 düzeniyle günde 2 öğün besleniyorum çoğunlukla. Bu konuyu araştırmanızı ve denemenizi de öneririm, ben çok rahat ettim ve faydasını gördüm.

- Spor ve yogayı hayatımın bir parçası olarak görüyorum. Her gün, hiç değilse yarım saat aktivite yapmayı prensip edinmeye çalışıyorum.

- Meditasyon ve nefes çalışmalarında istediğim devamlılığı yakalayamadım ama bu da bir süreç, elimden geldikçe devam ediyorum.

- Düzenli uykuya önem veriyorum.

- Doğada geçirilen zamanı arttırmaya çalışıyorum.

- Sevdiklerime bol bol sarılmak, aile ve dostlarla geçen vakitler ve her fırsatta gülmek gibi bana iyi gelecek şeyleri hayatıma katmaya ve güzellikleri görmeye çalışıyorum.


Herkes biricik tabii. Ben bir uzman değilim ve kimseye ders vermek veya “doğruları” göstermek değildi bu yazıda amacım. Ben, Nasrettin Hoca’nın “Bana eşekten düşeni getirin” dediği eşekten düşenim diyelim. Sadece hayatımı değiştiren ve beni daha sağlıklı, mutlu biri yapan süreci ve prensipleri, bana iyi gelenleri (tam da bağışıklık sistemimizin güçlü olması gereken bu günlerde) sizinle paylaşmak istedim.


Bunun da bir süreç olduğunu, zaman zaman yoldan çıkabileceğimizi ama zamanla neyin bize iyi geleceği konusunda daha da netleşeceğimizi düşünüyorum. Yapamadıklarımıza üzülmek yerine yapabildiklerimizle gurur duyduğumuz, kendimize, bedenimize ve ruhumuza gün geçtikçe daha fazla değer verdiğimiz bir ömür yaşamak aslolan.


Hepinize sağlıklı günler dilerim!


#pazarkaralamalari #100daychallenge #100gunmeydanokuma #saglikliyasam #candida #candidaalbicans #sagliklibeslenme #alkaliyasam #araliklioruc #glutensizbeslenme #sifirseker #corona #bagisiklik #bagisikligiarttirmak #huseyinnazlikul #butunseltip

© 2023 by Derya Iren