Biz Kadınlar Pek de Sıkılmıyoruz


Annemle telefonda konuşuyorum, bütün gün yaptıklarını anlatıyor soluksuz, yemek, temizlik, çamaşır, ütü, her gün bitmeyen bir takım işler, babam ne yapıyor diye soruyorum, baban da kitap okuyor işte vakit geçirmek için diyor. Aynı hikaye bir çok arkadaşımın ailesi ile konuşmalarında tekrar ediyor. Baban da sıkılmamak için şunu yaptı, bunu yaptı.


Kadınlar ise bitmeyen işlerle boğuşuyorlar her gün aynı güne uyanarak. Çocukları olanlar için iş iyice çığırdan çıkıyor. Sürekli yemek hazırla, sofra kur kaldır, atıştırmalık düşün, makine doldur boşalt, yedir, içir. Küçükse çocukları oyala, “kaliteli” vakit geçir, büyükse uzaktan eğitim sürecini takip et, teknik destek ver, hadi evladım gazlarıyla itekle.


Evden çalışanlar zaten bütün gün çalışıyor, çalışmaya çalışıyor ama çay ocağı, yemekhane, kafeterya falan olmadığından kendini besleme kısmı da var, kim yemek yapacak, kim hazırlayacak, kim toparlayacak? Eskiden otel gibi kullanılan evlerde kaldıkça ev işleri de büyüdükçe büyüyor.

Hem çocuğu olup hem evden çalışmaya çalışanlar için ise durum hepten çığırdan çıkmış durumda. Aynı anda hem iş kadını, hem anne, hem aşçı, hem temizlikçi, hem garson, hem çamaşır bulaşıkçı, hem son ütücü! Tüm görevler bizi bekliyor.


Bir yandan kulaklıklarla toplantılara katılmaya çalışırken, bir yandan çocukların sesi gitmesin diye uğraşmak, bu halde dikkatini toplamaya çalışmak nasıl insanüstü bir çabadır, hiç düşündünüz mü?


Geçen, kamera açacağımızı düşünmediğim için saçıma başıma bakmadan girdiğim bir toplantıda kamera açmamız istenince, kendimi özür dilerken buldum ev halim için. Neden, çünkü her sabah kalkıp ayrıca saç makyaj yapıp evde de olsak giyinip güzel gözükmemiz lazım. Öyle salıvermek yok kendini. Kadın dediğin bakımlı olacak. Sonra düşündüm erkekler işe de böyle geliyorlardı zaten. 🤦🏻‍♀️


Haydi bir de sağlıklı beslenelim, sporumuzu da yapalım çünkü kadınlar evde kalıp kilo almamalı bu süreçte değil mi ama? Arkası yaz, bakarsınız biter salgın, bir anda plajlarda öyle, aaa, olur mu canım hiç?! Sosyal medya karantina sonrası kadınların ne hale geleceğine dair esprilerle dolu, erkekler bundan muaf sanırsın. 🤷🏻‍♀️


Ablamla görüntülü konuşmalarımızda çocuklar tepesinden inmiyor, koala gibiler, kızcağız bir yandan benle konuşmaya çalışıyor, bir yandan çamaşır katlamaya. O arada ufaklık boynuna yapışmış.


“Multitasking” - aynı anda birden fazla işi yapma- konusunda arşa yükseliyoruz hep birlikte.

Günde hilafsız 20-30 kez “anne” diye sesleniyor oğlum. Anne, acıktım. Anne, sıkıldım. Anne, saat kaç? Anne, ne zaman işin bitecek? Anne? Anneee, nerdesin? Anne uyudun mu? Anne!

İlk hafta sonunda, sabahları yatakları toplama ve bulaşık makinesini boşaltma işlerini verdim O’na. Tabii yemek yedikten sonra tabaklarını mutfak tezgahına değil, bulaşık makinesine koymak da var ki her seferinde hatırlatmam gerekiyor. Olsun, yapıyor ama. Koca adamlar var hala bunu yap(a)mayan.

Boşanmış çiftlere bakıyorum, çocuklar genelde annelerle. Evli çiftlerde genelde erkekler bir odaya kendini kapatıp kargaşadan uzak çalışıyor veya dizi/film/oyun vs sıkılmamaya çalışıyor.


Yani özetle, bu karantina günleri cinsiyetler arası eşitsizliği ve kadın meselesini daha da göze sokar oldu. Ortalık “evde sıkılmamak için“ önerilerle yıkılıyor ama biz kadınlar pek de sıkılmıyoruz, ben söyleyeyim. Biz yoruluyoruz, sıkışıyoruz, bunalıyoruz, parçalara ayrılıyoruz daha ziyade.

Hele hane içi şiddet konusunda, evlere kapalı kalmak büsbütün mesele. Düşünsenize, potansiyel katilinizle eve kapanmışsınız, korku içerisinde... Bu süreçte kadına şiddet ve kadın cinayetlerinde artıştan korkuluyor. Her gün, üzücü yeni haberler duyuyoruz maalesef.

Yani kadın olmak her dönem zordu ancak şimdi daha da zor sanki.

Geçen düşünüyorum -bu aralar daha sık yapıyorum bu işi nedense - erkek olmayı hiç bir zaman istemedim ama kadın rollerini de istemediğime karar verdim ben bu toplumda. Yani eş olacaksam “karı” değil “koca” olayım, ya da çocuk sahibi olacaksam “anne” değil de “baba” mesela. Çünkü böyle gelmiş böyle gider mantığı ile kadınlara yüklenen roller ve görevlere baktığımızda ortada çok saçma bir tablo var. Bundan fayda sağlayan avantajlı taraf tabii değişikliği istemez de biz kadınlar neden söylenmek dışında bir şey yapmıyoruz bunu değiştirmek için bazen aklım almıyor. Basiretimiz bağlanmış sanki. Bundan memnun olan var mı bilemiyorum. Memnun değilsek de neden bir arpa boyu yol alamıyoruz değişim yolunda?


Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı okumaya başladık bir grup kadın fırsat yaratmaya çalışarak ve haftada bir uzaktan bağlanarak okuduğumuz bölümle ilgili paylaşımlar yapıyoruz. Aralarda ben de düşünüyorum, hatta rüyalarıma bile girmeye başladı. İlerleyen zamanlarda bu konuda da yazmayı isterim, henüz çok karışık hislerim, duygu ve düşüncelerim. Olgunlaşması için biraz zaman gerekecek. Ama belki de kadın meselesi üzerine daha fazla düşünmeme sebep olmuş olabilir. Yine de kendi yaşadıklarım ve etrafta gördüğüm örnekler dahi yeter bu konuyu gündeme getirmek istememe.

Evlere kapanmanın, salgının, dünyayı değiştirmek üzere bazı değişimleri tetikleyeceğine inancımda, kadın rollerinin de değişiminde bir hızlanma bekliyorum. Bunu gönülden istiyor ve diliyorum. Bunun için dibe mi vurmak gerekiyor ve o dip daha ne kadar dipte bilmiyorum ama nefesimizi daha uzun süre tutamayacağımız ortada. Dünyanın biz kadınlara, biz kadınların da kendi yok edicilerimizle vedalaşmaya ve sınırlarımızı çizmeye ihtiyacımız var.


Hemen, şimdi, şu anda.


#pazarkaralamalari #kadinhaklari #karantina #koronagunleri #corona #kadinolmak #kadinrolleri #kurtlarlakosankadinlar

© 2023 by Derya Iren